|
1
ORUÇ İBADETİ İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER
(Bu Metin Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca Hazırlanmıştır)
I. ORUÇ İBADETİNİN HİKMET VE FAYDALARI
Allah’ın emir ve yasakları ebetteki kulların iyiliği içindir.
İslâm bilginleri, bütün
hükümlerin insanların yararlarını gerçekleştirme amacına yönelik
olduğu konusunda
görüş birliği içindedirler. Allah’ın yapılmasını istediği
şeylerde kullar için çok büyük
faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar bulunduğu
kaçınılmaz bir gerçektir.
İslâmi öğretinin kendilerine yüklediği misyon gereği İslâm
âlimleri çeşitli ibadetlerin
yarar ve hikmetleri konusunda öteden beri kafa yormuş, bunların
kişisel pratik
yararlarından çok, insan nefsinin arındırılması ve yükseltilmesi
yolunda fonksiyonel
hale getirilmesine çalışmışlardır. Bu bağlamda kulların yapmakla
yükümlü tutulduğu
ibadetlerin sağladığı bazı faydalar ya da hikmetler tespit
edilebildiği gibi, bu faydaların
veya gerçekleştirilmek istenen amaçların tamamının tespit
edilemediği de bir
hakikattir.
Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu
bizzat Kur’ân-ı
Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karsı gelmekten sakınmanız ve
takvaya erişmeniz
için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz
kılındı (…)” (Bakara: 2/183–
184) seklinde ifade edilmektedir.
insanı manevi bir eğitim sürecine tasıyan oruç, kulun, kısa
sürede kalbi ve
ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar.
Böylece oruç, insanı
“kad felaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini
kötülüklerden
arındıranın, kurtuluşa erdiğinin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka
ve zekât, inananları
günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe:
9/103) bedenin zekâtı olan
oruç da ( bn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında
ezilmekten kurtarır.
Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine
sarılmış olur. Nefis
insanı bencilleştirip yalnızlığa iterken, insan Allah’ın ipine
sarılmakla sosyal bir varlık
olduğunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan ramazan boyunca
toplu hâlde yapılan
ibadetler birlik duygusunu ruhlara isler. Zengin, fakirle aynı
safta namaz kılar, aynı
sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki
dengesizliğe adeta can
suyu olur.
Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle
bir irade
eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle
de sabır eğitimine
dönüşmektedir. Kişinin yasam sürecinde başarılı bir periyoda
sahip olabilmesi
şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. iradesi zayıf insanlar
hayatta başarılı
olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir. Çünkü
ibadetler hemen hemen
bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve
nitelik arz
etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol
altına alınmasında, ruhun
arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun
değişik biçimlerde de olsa
hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahide yolu olarak
benimsenmiş olması
bu gerçegi ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.
Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer.
Açlık çeken insan
yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha
iyi kavrar. Artık
israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir
hazinedir (Beyhakî, Zühd,
2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden
daha çok kadrini
bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete,
kanaatin rahmete vesile
olduğunu anlar. Allah Resulü’nün “iktisat eden geçim sıkıntısı
çekmez” ( bn Ebî
Seybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatında tezahür etmeye
baslar.
Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih
namazlarıyla, diger
ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır.
Oruç ayı olan ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek,
günahlarının
bağışlanması için hayat yoluna yerleştirilmiş fırsat ve
hazinelerle doludur. Kişi, Kur’an
üzerinde daha fazla düşünme imkânı yakalar. Ramazanın getirdiği
bereketle,
günahların kalp ve beyin üzerinde örttüğü perdeyi kaldırmasıyla
insan, bazı ayetleri
daha derinden hisseder ve anlar.
Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların
defi için
metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. insanın, vücudunu diğer
canlılardan daha
farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birleşimi
olarak görmeye basladıgı
bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar… Allah Resulü’nün
“Sûmû tesıhhû” “oruç
tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine
bedenlerimiz saglık bulur.
(Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb,
2/206)
Ramazan orucu ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini
yeşerttikleri bir zaman
dilimidir. Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karsı insanlara
dayanıklı olmayı ögreten bir
öğretmendir. Çocuklarımıza keyifle dinlerini öğrenme ve yasama
fırsatı veren bir aydır
ramazan…
Allah Resulü, inanıp karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazanı
değerlendirenlerin
geçmiş günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. (Nesâî, man,
21) Aynı şekilde Allah
Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz
kisinin Müslüman olusuna
delildir. Oruç ise sağlam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun,
ateşi söndürdüğü gibi
günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek teşekkül
eden et ve kemiklere
ancak ateşte olmak yaraşır. (Tirmizî, Cum'a, 79)” diye
söylemiştir.
Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bağ
vardır. Orucun
fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucumuzu Allah
Resulü’nün bize hikmet
olarak bıraktığı sünnetine uygun oruçlar tutmamıza imkân
tanıyacaktır.
II. ORUÇ HAKKINDA BAZI GENEL BİLGİLER
1. Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir
mazereti olmayan
her Müslüman’ın Ramazan orucunu tutması farzdır.
2. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir?
İslâm dini, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş,
güçlerini asan veya
sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler
getirmiştir.
Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla
yükümlü
olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine
ruhsat tanınmıştır:
a) Yolculuk:
Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul
edilmiştir.
Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir.
Kur’an’da “Ey
inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a
karsı gelmekten
3
sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı.
içinizden hasta olan veya
yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde
tutar. Oruca
dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim
gönülden iyilik
yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız
sizin için daha iyidir.”
buyrulmaktadır (Bakara 2/183-184).
Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse,
dilerse bu orucunu
bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz
ise yolculuğa
çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu
bozabilir. Ancak
orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin
fethi için sefere
çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu
bozmuştur (Buharî, Savm,
34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun
bozulabileceğini
göstermektedir.
b) Hastalık:
Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından
endişe edilen
kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin
Ramazan ayında oruç
tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin
verilmiştir. Yukarıda zikredilen
ayet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç
tutması halinde hasta
olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.
c) Hamilelik ve Çocuk Emzirme:
Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi
halinde, hamile
kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da,
sütlerinin kesilmesi ve
çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler.
Hz. Peygamber buna
müsaade etmiştir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; bn Mace, Sıyam,3).
d) Zor Ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak:
Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan
kimse, orucunu
tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli olduğu günler veya
uygun zamanlarda
tutamadıkları oruçları kaza ederler.
Bir zorunluluk olarak, ağır islerde çalışmak zorunda olan
kişilerin oruçlu olarak
çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa ramazan
ayında tutamadıkları
oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.
Kur’an bu durumu su ayetlerle açıklar: “Ey iman edenler! Allah’a
karsı
gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı
gibi, size de farz
kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da
yolculukta olursa, tutamadığı
günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler
ise bir yoksul doyumu
fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa
(mesela fidyeyi fazla
verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç
tutmanız sizin için daha
hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet
rehberi, doğru yolun ve hak ile
batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın
kendisinde indirildiği
Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu
oruçla geçirsin. Kim de
hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka
günlerde tutsun. Allah size
kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve
hidayete ulaştırmasına
karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara,
2/183-185)
e) Yaşlılık:
Oruç tutamayacak kadar yaslı olan kimseler, oruç yerine fidye
verebilirler.
Bakara suresinin 184. ayetinde, bu şekilde olup da oruca güç
yetiremeyenlerin, oruç
tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. iyileşme
umudu olmayan
hastalar da aynı hükme tabidir.
3) Oruç Yerine Fidye Verilmesi
a. Fidye Ne Demektir?
Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı
ibadetlerin eda edilmemesi ya
da edası sırasında birtakım kusurların islenmesi halinde ödenen
dînî-malî
yükümlülüktür. ibadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz
konusudur. ihtiyarlık ve şifa
ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha
sonra kaza etmesi
mümkün olmadığından oruç tutamadığı her güne karşılık bir fidye
öder. Bu
durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur’an-ı
Kerim’de, “Oruç tutmaya güç
yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara
2/184) buyrulmaktadır.
Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için
doyuracak yiyecek olarak
anlaşılmıştır.
Yaslılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kişi, her gün için
bir sadaka-i
fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah’tan af
diler. Fakat böyle bir kişi,
kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulaşırsa
tutamadığı oruçları, o
günlerde kaza etmesi gerekir. Zira ramazan ayında oruç tutmaya
gücü yetmeyen
kimseler ile iyileşme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç
tutabilecek duruma
gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden
verdikleri fidyelerin
hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır.
b. Fidye Miktarı Ne Kadardır?
Fidye miktarı bir sadaka-ı fıtır miktarıdır.
4. Oruca Niyet:
ibadetlerde niyet önemlidir. Asıl olan, lafzi niyetten çok,
kalben niyet etmektir.
Bu bakımdan oruca niyet etmek insanın oruç tutmanın bilincinde
olması anlamına
gelmektedir. Sahura kalkmak oruç için fiilî bir niyettir. Kişi
sahura kalkmamış olsa bile
sabah bu bilinç içinde ise niyetli sayılır.
Oruç için niyetin vakti, aksam namazı vaktinin girmesiyle
birlikte baslar.
Ramazan, günü belirlenmiş adak ve nafile oruçlarda niyet, öğle
namazına yaklaşık bir
saat kalana kadar devam eder. Bunların dışındaki, kefaret, kaza,
günü belirlenmemiş
adak oruçlarında ise “imsak”ten önce niyet edilmesi gerekir.
5. Orucun zamanı:
Kendini tutmak, engellemek, el çekme, geri durma anlamlarına
gelen imsâk,
dini bir kavram olarak, “tan yerinin ağarmasından (fecr-i
sadık), güneş batıncaya
kadar yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diğer orucu bozan
şeylerden uzak
durmak” demektir. (Bkz. Bakara 2/187).
Oruç yasaklarının başladığı fecr-i sâdık, yani tan yerinin
ağarmaya başlaması,
imsak vaktidir. Bununla yatsı namazının vakti çıkmış, sabah
namazının vakti girmiş
olur. Bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip, orucun başladığı
vakittir. Oruç
yasaklarının sona erdiği, günesin batma vaktine ise iftar vakti
denir. Bu vakitle birlikte
aksam namazının vakti girmiş olur. Gündüz ve gecenin tam olarak
teşekkül etmediği
yerlerde, imsak ve iftar vakitleri, takdirle belirlenir.
6. Akşamleyin Yatmadan Önce Yemek Yiyip Oruç Tutmaya Niyet
Eden Kisi Gece Uyandığında Henüz İmsak Vakti Girmeden Yemek
Yiyip Su
içebilir mi?
" İmsak", sabah namazının giriş ve orucun başlayış vaktini ifade
eder. Oruç
tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi
gerekir.
Bu itibarla, yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden
kişi
geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yiyip içebilir.
7. Sahurda Ezan Bitene Kadar Yemek Yenilebilir mi?
Sahur vakti yemek yiyen kişinin-ezan okunmuş olsun olmasın-imsak
vaktinin
girmesiyle birlikte yemeye ve-içmeye son vermesi gerekir.
8. Bayram Günü Oruç Tutulabilir mi?
Ramazan bayramının birinci gününde, kurban bayramının dört
gününde oruç
tutmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu günler ziyafet, yeme, içme
ve sevinç
günleridir.
9. Cuma Günü Oruç Tutulabilir mi?
Oruç tutulması mekruh olan Bayram günleri dışındaki günlerde
oruç tutmak
caizdir. Ancak sadece Cuma günleri nafile oruç tutmak tenzihen
mekruh görülmüştür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Kimse Cuma günü oruç tutmasın.
Ancak bir gün
önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde Cuma günü de
oruç tutabilir”
buyurmuştur (Ebû Davud, Savm, 50). Buna göre, Cuma günü kazaya
kalan veya
adak gibi vacip bir oruç tutmakta sakınca bulunmamaktadır. Cuma
günü nafile oruç
tutmak isteyenlerin, bir gün önce veya sonrasında da oruç
tutması uygun olur.
10. Üç Aylar Diye Adlandırılan (Recep, Saban, Ramazan) Aylarının
Aralıksız Olarak Oruçla Geçirilmesinin Bir Sakıncası Var mıdır?
Halk arasında bilindiği şekilde üç aylar orucu olmayıp ancak
Recep ve Saban
aylarında; Hz. Peygamber'in diğer aylara oranla daha fazla
nafile olarak oruç tuttuğu
hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52, 53;
Müslim, Sıyâm, 175, 179).
Ramazan ayında oruç tutmak ise farzdır. Bunun dışında Pazartesi,
Perşembe günleri
ile Hicrî ayların 13, 14 ve 15'i gibi belirli günlerinde nafile
oruç tuttuğu bilinmektedir
(Tirmizî, Savm, 44; Ebû Dâvûd, 68). Ancak Recep ve Saban
aylarında Hz.
Peygamber’in aralıksız oruç tuttuğuna dair sahih kaynaklarda
herhangi bir rivayet
bulunmamaktadır.
11. Kaza Oruçlarının Aralıksız Olarak Tutulması Sart mıdır?
Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve başlanıp da bozulan
oruçların kaza
edilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, " içinizden hasta olan veya
yolculukta bulunan,
tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar."
buyrulmaktadır (Bakara, 2/184).
Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm
bulunmamaktadır.
Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar oruç tutulması mekruh olan
günler dışında, peşi
peşine veya ayrı günlerde tutulabilir. Ancak bu oruçların, bir
an önce tutulması uygun
olur.
12. Bozulan Nafile Orucun Kaza Edilmesi Gerekir mi?
Nafile oruç, Ramazan ayının dışında tutulan oruçtur. Nafile de
olsa, başlanan
bir ibadetin tamamlanması gerekir. Bu nedenle diğer nafile
ibadetlerde olduğu gibi,
bozulan nafile orucun da, kaza edilmesi gerekir.
Kaza orucu tutmakta olan kişinin de bu orucu bozması durumunda
yine kaza
gerekli olup kefaret gerekmez.
13. Sevval Orucunun Hükmü Nedir?
Ramazan ayından sonra sevval ayında altı gün oruç tutmak
müstehaptır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona
Şevval ayından
altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi
olur” (Müslim, Sıyam,
24; Tirmizî, Savm, 53) buyurarak Sevval ayında altı gün oruç
tutmaya teşvik etmiştir.
Bu oruç art arda tutulabileceği gibi, ara verilerek de
tutulabilir.
14. Asûre Orucunun Hükmü Nedir?
Muharrem ayının onuncu gününe, asûre günü denmektedir.
Rasûlullah
(s.a.v.), “Asûre günü orucunun önceki yılın günahlarına kefaret
olacağını umarım”
buyurarak (Tirmizî, Savm, 47), bu günde oruç tutmayı tavsiye
etmiştir.
Hz. Peygamber döneminde Yahûdîler sadece Muharrem ayının 10.
gününde
oruç tuttuklarından, onların davranışlarına benzememesi için
öncesine veya sonuna
bir gün ilave edilerek tutulması uygundur.
15. Ramazanı Karşılamak ve Uğurlamak için Oruç Tutmanın Hükmü
Nedir?
Ramazanı karşılamak veya uğurlamak amacıyla oruç tutmanın dinî
bir
dayanağı yoktur. Ancak Hz. Peygamber Saban ayında çokça ve
Şevval ayında 6 gün
oruç tutmuştur. Ramazan ayı girmediği halde, Ramazanın gelmiş
olabileceği
düşüncesiyle ihtiyaten Ramazandan bir veya iki gün önce oruç
tutmak ise mekruhtur.
Ancak, belirli günlerde oruç tutmayı âdet haline getiren
kişilerin, oruç tuttuğu
günlerin bu günlere denk gelmesi halinde oruç tutmasında sakınca
yoktur. Nitekim
Hz. Peygamber (s.a.v.), “Ramazanı bir veya iki gün önce oruçla
karşılamayın. Eğer bir
kimse adeti oldugu için bu günleri oruçla geçiriyorsa tutsun”
buyurmuştur (Buharî,
Savm: 14; Müslim, Sıyam: 21).
16. Mesleği Geregi Sürekli Olarak Yolculuk Yapan Kişi Oruç
ibadetini
Nasıl Yerine Getirebilir?
İslam dini Ramazan ayında oruç tutamayan hasta ve yolcuların
sonradan kaza
etmelerini emreder. Mazeret devam ettiği sürece ruhsat da devam
eder. Sürekli
mazereti bulunan kişiler, mazeretleri ortadan kalkınca,
zamanında tutamadıkları
Ramazan oruçlarını kaza ederler. Kur'an-ı Kerim'de; "… Kim de
hasta veya yolcu
olursa, (oruç) tutmadığı günler sayısınca başka günlerde
tutsun." buyrulmaktadır
(Bakara, 2/185). Devamlı olarak uzun yola giden kaptan ve
sürücüler de yolcu
hükmündedir. Su kadar var ki, yolculuğu esnasında bir sıkıntı
çekmeyenlerin oruç
tutması daha faziletlidir.
17. Oruçlu ken Boy Abdesti Almak/ Banyo Yapmak Orucu Bozar mı?
Agız veya burundan su yutulmadıkça yıkanmakla veya gusül abdesti
almakla
oruç bozulmaz. Nitekim Hz. Aişe ile Ümmü Seleme validelerimiz
Peygamberimiz
(s.a.v.)'in Ramazanda imsak tan sonra boy abdesti almış olduğunu
haber vermişlerdir.
(Buhârî, Savm, 25).
Buna göre geceden cünüp olarak imsak vaktine girmek oruca zarar
vermediği
gibi, oruçlu iken boy abdesti almak da orucu bozmaz.
18. İhtilam Olmak, Cünüp Olarak Sabahlamak Oruca Zarar Verir mi?
Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi,
gusletmeyi geciktirerek
cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak,
zorunlu bir durum
olmadıkça, hemen boy abdesti alınmalıdır.
19. Cünüp iken Sahur Yemeği Yenebilir mi, Oruca Niyet Edilebilir
mi?
Cünüp olan kimsenin elini, ağzını yıkamadan yiyip içmesi uygun
görülmemiştir.
Ancak elini, ağzını yıkadıktan sonra, boy abdesti almadan sahur
yemeği yemesinde
bir sakınca yoktur.
III. ORUCU BOZAN-BOZMAYAN ŞEYLER
A. BAZI GENEL BİLGiLER
Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi ilişki orucu bozar. Orucu
bozan şeylerin bir
kısmı sadece kazayı gerektirirken, diğer bir kısmı hem kaza, hem
de kefareti
gerektirir. Simdi konu ile ilgili bazı alt baslıklarla ilgili
meselelere değinelim:
1. Hangi Seyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir?
Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaslılık gibi meşru bir
mazerete dayalı olarak
bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt
olmaksızın yemek-içmek;
beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat
olmayan veya insan
tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve
sadece kazasını
gerektirir.
Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün
kaza
edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük
günah olup ayrıca
bundan dolayı tövbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı
günahların affı için
bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle
Ramazanda tutulan orucun
yerini tutamaz.
2. Oruç Kefareti Ne Demektir Ve Nasıl Ödenir?
Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması durumunda hem
kefaret,
hem de bozulan orucun kaza edilmesi gerekir.
Oruç kefareti iki kameri ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç
tutmaktır. Buna
gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün
doyurur.
Adet halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına
ara verirler. Bu
durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam
ederek 60 günü
tamamlarlar.
Şafii mezhebine göre mazeretsiz olarak ramazan orucunun
yeme-içme ile
bozulması durumunda kefaret değil sadece kaza gerekir.
3. Unutarak Yemek, içmek Orucu Bozar mı?
Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, "Bir
kimse
oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın,
bozmasın. Çünkü onu,
Allah yedirmiş, içirmiştir." buyurmustur (Buhari, Savm, 26;
Müslim, Sıyâm, 17).
Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen
ağzındakileri çıkarıp ağzını
yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra
yeme-içmeye
devam eden kisinin orucu bozulur.
4. Diş Fırçalamak Orucu Bozar mı?
Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun
veya suyun
boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali
dikkate alınarak,
dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun
olur.
5. Kusmakla Oruç Bozulur mu?
Kendiliğinden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kişinin kendi isteği
ve
müdahalesiyle meydana gelen kusma, “agız dolusu” olması halinde,
orucu bozar.
B. SAĞLIK PROBLEMLERİ VE ORUÇ
Tıbbın gelişmesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi
yöntemleri
ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı
ise bozmamaktadır. Bu
yöntemlerle ilgili belli baslı sorular ve cevapları şöyledir:
1. Astım Hastalarının Oksijen Spreyi Kullanmaları Orucu Bozar
mı?
Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20
ml. gibi çok az
bir miktar ağza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve
nefes boruları
cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın
kalıp tükrük ile mideye
ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken
ağızda kalan su ile
kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir.
Halbuki oruçlu, abdest
alırken ağzına verdigi sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması
halinde orucun
bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm
bilginlerinin icmaı
vardır. Hz. Peygamber'in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih
hadis kaynaklarında yer
almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diger
taraftan, "kesin olarak
bilinen, süphe ile bozulmaz" kaidesi gereğince, mideye ulaşıp
ulaşmadığı konusunda
şüphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz.
Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak
amacıyla ağza
püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.
2. Göz Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?
Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan
ilaç miktar
olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup
bunun bir kısmı gözün
kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun
boşluğunu birleştiren
kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda
alınmaktadır. Damlanın
yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına
ulaşma ihtimali
bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte
değerlendirildiğinde, göz
damlası orucu bozmaz.
3 .
Burun Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?
Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık
0,06 cm3 tür.
Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok
az bir kısmı ise
mideye ulaşmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte ağza su vermede
olduğu gibi af
kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz.
4. Kalp Hastalarının Dilaltı Hapı Kullanması Orucu Bozar mı?
Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan
ağız dokusu
tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz
konusu ilaç agız içinde
emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu
itibarla, dilaltı kullanmak
orucu bozmaz.
5. Her Gün Hap Kullanmak Zorunda Olan Hastaların Oruç Tutmaları
Gerekir mi?
Hastalık, Ramazan'da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir.
Bir kimsenin
oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının
artacağı tıbben veya
tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. yi olunca da yalnız
yediği günler sayısınca
kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerimede "Sizden her kim hasta yahut
yolcu olursa
tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar"
buyrulmuştur (Bakara, 2/184).
Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir
fidye verirler.
Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira
dinimizde hiç kimse
gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır.
6. Endoskopi, Kolonoskopi Yaptırmak, Makat Veya Ferçten Ultrason
Çektirmek Orucu Bozar mı?
Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan
endoskopide,
agız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem
bittikten sonra
çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla,
bağırsak içini
görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide,
makattan bağırsaklara
cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır.
Kolonoskopide, hemen
daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini
sağlamak amacıyla
cihaz içinden su verilmektedir.
Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten
ultrason
çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla
cihaz içinden su
verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu islemlerde
cihazların kullanımı sırasında
sindirim sistemine su, yag ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir
madde girmemesi
durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten
ultrason
çektirmek orucu bozmaz.
7. İdrar Kanalının Görüntülenmesi, Kanala İlaç Akıtılması Orucu
Bozar mı?
İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu
bozmaz.
10
8. Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek
oluşturulmaktadır.
Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı
gibi, yeme-içme anlamı
da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil
durumlarda ilaç ve sıvı
vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince
serum vermek
suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun
sıhhatine engel değildir.
Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.
9. Kulak Damlası Kullanmak Ve Kulak Yıkattırmak Orucu Bozar mı?
Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak
zarı bu
kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle
kulağa damlatılan ilaç
veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik
bulunsa bile, kulağa
damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç
mideye ulaşmayacak ya da
çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar
oruçta affedilmiştir. Ancak
kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken
suyun mideye ulaşması
mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye
ulaşması halinde oruç
bozulur.
10. Fitil Kullanmak, Lavman Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar
sindirim sistemine dahil
olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı,
fitillerde gıda verme özelliği
bulunmadığı için orucu bozmaz. Aynı şekilde kadınların da tedavi
amaçlı
vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.
Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın
bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda
içeren sıvının bağırsaklara
verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen
suyun bağırsakta
kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara
verilmesinden sonra
bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda,
verilen su ile birlikte
bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada
emilen su da, çok az
olduğu için oruç bozulmaz.
11. İğne Yaptırmak, Hastaya Serum Ve Kan Vermek Orucu Bozar mı?
İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre
değerlendirilebilir.
Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda
vermek gibi
amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan
enjeksiyonlar,
yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak
gıda ve/veya
keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan
verilmesi de, aynı
hükme tabidir.
12. Diyaliz Uygulaması Orucu Bozar mı?
Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton
diyalizi, hemodiyaliz
olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna
verilen özel bir solüsyon
aracılığı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın
zararlı maddelerden
arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir.
Hemodiyaliz ise, kanın vücut
dışında bir makine yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi
işlemidir. Kan bir iğne
aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinesi,
diyalizör denen bir
filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu
filtre eder. Filtre edilen
temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu
işlem yapılırken bazen,
11
gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya
herhangi bir sıvı maddesi
verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer
diyaliz çeşitlerinde
ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur.
13 .
Anjiyo Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon,
teşhise veya
tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut
damarlarının
görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale
gelmesini sağlayan ve
kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı
verilen filmler elde
edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar
görüntülenerek damar
hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı
koydurucu bilgiler
edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik
yöntemi anjiyoplastidir.
Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen
özel araçlarla tekrar
açılması için yapılır. Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi,
gerekse anjiyoplasti
operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç
bozulmaz.
14. Biyopsi Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması
(biyopsi),
orucu bozmaz.
15. Kan Aldırmak Orucu Bozar mı?
Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve
oruçlu
bulunduğu sırada kan aldırmıştır ( Buharî, Tıb,11, Sayd, 11,
Savm, 22). Ayrıca Hz.
Peygamber :"Üç şey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak,
ihtilam olmak.''
(Tirmizi, Savm, 24 ) buyurmustur.
16. Oruçlu Kimse Akupunktur Yaptırabilir mi?
Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle
çeşitli hastalıkları
tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması halinde, vücudun
beslenmesi, gıda
alması söz konusu olmadığından, akupunktur yaptırmak orucu
bozmaz.
17 .
Merhem Ve İlaçlı Bant Kullanmak Orucu Bozar
mı?
Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar
yoluyla vücuda
sürülen yag, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana
karışmaktadır. Ancak cildin bu
emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diger taraftan bu yeme içme
anlamına da
gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem,
yapıştırılan ilaçlı bantlar
orucu bozmaz.
18. Oruçlu Kimsenin Dişlerini Tedavi Ettirmesi Orucu Bozar mı?
Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini
tedavi ettirmesi
veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya
tedavide kullanılan
maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.
19. Susuz Olarak Hap Yutmak Orucu Bozar mı?
Oruçlu bir kimse gıda veya deva (ilaç) cinsinden bir şeyi ister
su ile, ister susuz
olarak yer veya içerse orucu bozulur. Şafiî mezhebine göre;
kendisine yalnız kaza
gerekir. Hanefi mezhebine göre ise; hem kaza hem de kefaret
lazım gelir. Ancak oruç
bozmayı mübah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç
almış ise, orucu bozulur
ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez.
C. ÖZEL HALLERİNDE KADINLAR VE ORUÇ
1. Kadınlar Hayız ve Nifas Hallerinde Oruç Tutabilirler mi?
Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz,
1; Müslim,
Hayz, 14, 15). Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler.
Bu konuda
müçtehitler görüş birliği içindedirler.
2. Oruçlu İken Hayız/ Adet Gören Kadın Ne Yapar?
Oruçlu iken hayız olan/âdet gören kadının orucu bozulmuş
olduğundan yiyip
içer. Su kadar var ki, böyle bir kadın, yiyip içebileceği gibi
ededen oruçlu gibi
davranmaya devam eder.
3. İmsak Vaktinden Sonra Temizlenen” Yani Âdeti Sona Eren Bir
kadın oruç tutabilir mi?
İmsak vaktinden sonra temizlenen” yani âdeti sona eren bir
kadın, o gün hiçbir
şey yiyip içmemiş olsa bile, oruç tutmuş sayılmaz.
4. Bayanların Ramazanda Adet Geciktirici İlaç Kullanmaları Caiz
midir? Ayrıca Kullandığı İlaç Sebebiyle Adeti Geciken Bir
Bayanın Tuttuğu
Oruçlar Geçerli midir?
Ay hali oruç tutmaya manidir. Bu halde iken tutulan oruç geçerli
olmaz. İlaç
sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından
tutulan oruç sahihtir.
Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dışarı
atıldığından, vücudun
sıhhati bakımından ay halini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.
|