Simav Müftülüğü
Bir Ayet

Allah'a ortak koşanlar, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah'ın mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedî kalacaklardır. Tevbe/17

Kur'an'da Ara

Konu:

Sayfa:

Bir Dua

Hamd Sana mahsusdur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlardakilerin mâlikisin. Ve Sana yine hamd olsun ki, sen Hakk'sın.

Esmâül Hüsnâ
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 40
· En Yeni Üye: tildamellor
Oruç

1

ORUÇ İBADETİ İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER

(Bu Metin Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca Hazırlanmıştır)

I. ORUÇ İBADETİNİN HİKMET  VE FAYDALARI

Allah’ın emir ve yasakları ebetteki kulların iyiliği içindir. İslâm bilginleri, bütün

hükümlerin insanların yararlarını gerçekleştirme amacına yönelik olduğu konusunda

görüş birliği içindedirler. Allah’ın yapılmasını istediği şeylerde kullar için çok büyük

faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar bulunduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

İslâmi öğretinin kendilerine yüklediği misyon gereği İslâm âlimleri çeşitli ibadetlerin

yarar ve hikmetleri konusunda öteden beri kafa yormuş, bunların kişisel pratik

yararlarından çok, insan nefsinin arındırılması ve yükseltilmesi yolunda fonksiyonel

hale getirilmesine çalışmışlardır. Bu bağlamda kulların yapmakla yükümlü tutulduğu

ibadetlerin sağladığı bazı faydalar ya da hikmetler tespit edilebildiği gibi, bu faydaların

veya gerçekleştirilmek istenen amaçların tamamının tespit edilemediği de bir

hakikattir.

Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı

Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karsı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz

için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara: 2/183–

184) seklinde ifade edilmektedir.

insanı manevi bir eğitim sürecine tasıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve

ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar. Böylece oruç, insanı

“kad felaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini kötülüklerden

arındıranın, kurtuluşa erdiğinin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları

günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe: 9/103) bedenin zekâtı olan

oruç da ( bn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır.

Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine sarılmış olur. Nefis

insanı bencilleştirip yalnızlığa iterken, insan Allah’ın ipine sarılmakla sosyal bir varlık

olduğunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan ramazan boyunca toplu hâlde yapılan

ibadetler birlik duygusunu ruhlara isler. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı

sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki dengesizliğe adeta can

suyu olur.

Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade

eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine

dönüşmektedir. Kişinin yasam sürecinde başarılı bir periyoda sahip olabilmesi

şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. iradesi zayıf insanlar hayatta başarılı

olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir. Çünkü ibadetler hemen hemen

bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz

etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun

arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun değişik biçimlerde de olsa

hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahide yolu olarak benimsenmiş olması

bu gerçegi ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.

Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer. Açlık çeken insan

yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık

israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir hazinedir (Beyhakî, Zühd,

2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden daha çok kadrini

bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile

olduğunu anlar. Allah Resulü’nün “iktisat eden geçim sıkıntısı çekmez” ( bn Ebî

Seybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatında tezahür etmeye baslar.

Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih namazlarıyla, diger

ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır.

Oruç ayı olan ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek, günahlarının

bağışlanması için hayat yoluna yerleştirilmiş fırsat ve hazinelerle doludur. Kişi, Kur’an

üzerinde daha fazla düşünme imkânı yakalar. Ramazanın getirdiği bereketle,

günahların kalp ve beyin üzerinde örttüğü perdeyi kaldırmasıyla insan, bazı ayetleri

daha derinden hisseder ve anlar.

Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların defi için

metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. insanın, vücudunu diğer canlılardan daha

farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birleşimi olarak görmeye basladıgı

bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar… Allah Resulü’nün “Sûmû tesıhhû” “oruç

tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine bedenlerimiz saglık bulur.

(Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb, 2/206)

Ramazan orucu ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini yeşerttikleri bir zaman

dilimidir. Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karsı insanlara dayanıklı olmayı ögreten bir

öğretmendir. Çocuklarımıza keyifle dinlerini öğrenme ve yasama fırsatı veren bir aydır

ramazan…

Allah Resulü, inanıp karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazanı değerlendirenlerin

geçmiş günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. (Nesâî, man, 21) Aynı şekilde Allah

Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz kisinin Müslüman olusuna

delildir. Oruç ise sağlam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun, ateşi söndürdüğü gibi

günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek teşekkül eden et ve kemiklere

ancak ateşte olmak yaraşır. (Tirmizî, Cum'a, 79)” diye söylemiştir.

Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bağ vardır. Orucun

fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucumuzu Allah Resulü’nün bize hikmet

olarak bıraktığı sünnetine uygun oruçlar tutmamıza imkân tanıyacaktır.

II. ORUÇ HAKKINDA BAZI GENEL BİLGİLER

1. Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?

Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan

her Müslüman’ın Ramazan orucunu tutması farzdır.

2. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir?

İslâm dini, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini asan veya

sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir.

Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü

olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:

a) Yolculuk:

Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir.

Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey

inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karsı gelmekten

3

sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. içinizden hasta olan veya

yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca

dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik

yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.”

buyrulmaktadır (Bakara 2/183-184).

Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse, dilerse bu orucunu

bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuğa

çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak

orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere

çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur (Buharî, Savm,

34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun bozulabileceğini

göstermektedir.

b) Hastalık:

Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen

kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç

tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Yukarıda zikredilen

ayet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması halinde hasta

olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.

c) Hamilelik ve Çocuk Emzirme:

Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi halinde, hamile

kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve

çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna

müsaade etmiştir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; bn Mace, Sıyam,3).

d) Zor Ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak:

Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu

tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli olduğu günler veya uygun zamanlarda

tutamadıkları oruçları kaza ederler.

Bir zorunluluk olarak, ağır islerde çalışmak zorunda olan kişilerin oruçlu olarak

çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa ramazan ayında tutamadıkları

oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.

Kur’an bu durumu su ayetlerle açıklar: “Ey iman edenler! Allah’a karsı

gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz

kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı

günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu

fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla

verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha

hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile

batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği

Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de

hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size

kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına

karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara, 2/183-185)

 

e) Yaşlılık:

Oruç tutamayacak kadar yaslı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler.

Bakara suresinin 184. ayetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç

tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. iyileşme umudu olmayan

hastalar da aynı hükme tabidir.

3) Oruç Yerine Fidye Verilmesi

a. Fidye Ne Demektir?

Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya

da edası sırasında birtakım kusurların islenmesi halinde ödenen dînî-malî

yükümlülüktür. ibadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. ihtiyarlık ve şifa

ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi

mümkün olmadığından oruç tutamadığı her güne karşılık bir fidye öder. Bu

durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur’an-ı Kerim’de, “Oruç tutmaya güç

yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara 2/184) buyrulmaktadır.

Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak

anlaşılmıştır.

Yaslılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kişi, her gün için bir sadaka-i

fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah’tan af diler. Fakat böyle bir kişi,

kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulaşırsa tutamadığı oruçları, o

günlerde kaza etmesi gerekir. Zira ramazan ayında oruç tutmaya gücü yetmeyen

kimseler ile iyileşme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç tutabilecek duruma

gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin

hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır.

b. Fidye Miktarı Ne Kadardır?

Fidye miktarı bir sadaka-ı fıtır miktarıdır.

4. Oruca Niyet:

ibadetlerde niyet önemlidir. Asıl olan, lafzi niyetten çok, kalben niyet etmektir.

Bu bakımdan oruca niyet etmek insanın oruç tutmanın bilincinde olması anlamına

gelmektedir. Sahura kalkmak oruç için fiilî bir niyettir. Kişi sahura kalkmamış olsa bile

sabah bu bilinç içinde ise niyetli sayılır.

Oruç için niyetin vakti, aksam namazı vaktinin girmesiyle birlikte baslar.

Ramazan, günü belirlenmiş adak ve nafile oruçlarda niyet, öğle namazına yaklaşık bir

saat kalana kadar devam eder. Bunların dışındaki, kefaret, kaza, günü belirlenmemiş

adak oruçlarında ise “imsak”ten önce niyet edilmesi gerekir.

5. Orucun zamanı:

Kendini tutmak, engellemek, el çekme, geri durma anlamlarına gelen imsâk,

dini bir kavram olarak, “tan yerinin ağarmasından (fecr-i sadık), güneş batıncaya

kadar yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diğer orucu bozan şeylerden uzak

durmak” demektir. (Bkz. Bakara 2/187).

Oruç yasaklarının başladığı fecr-i sâdık, yani tan yerinin ağarmaya başlaması,

imsak vaktidir. Bununla yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş

olur. Bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip, orucun başladığı vakittir. Oruç

yasaklarının sona erdiği, günesin batma vaktine ise iftar vakti denir. Bu vakitle birlikte

 

aksam namazının vakti girmiş olur. Gündüz ve gecenin tam olarak teşekkül etmediği

yerlerde, imsak ve iftar vakitleri, takdirle belirlenir.

6. Akşamleyin Yatmadan Önce Yemek Yiyip Oruç Tutmaya Niyet

Eden Kisi Gece Uyandığında Henüz İmsak Vakti Girmeden Yemek Yiyip Su

içebilir mi?

" İmsak", sabah namazının giriş ve orucun başlayış vaktini ifade eder. Oruç

tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir.

Bu itibarla, yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi

geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yiyip içebilir.

7. Sahurda Ezan Bitene Kadar Yemek Yenilebilir mi?

Sahur vakti yemek yiyen kişinin-ezan okunmuş olsun olmasın-imsak vaktinin

girmesiyle birlikte yemeye ve-içmeye son vermesi gerekir.

8. Bayram Günü Oruç Tutulabilir mi?

Ramazan bayramının birinci gününde, kurban bayramının dört gününde oruç

tutmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu günler ziyafet, yeme, içme ve sevinç

günleridir.

9. Cuma Günü Oruç Tutulabilir mi?

Oruç tutulması mekruh olan Bayram günleri dışındaki günlerde oruç tutmak

caizdir. Ancak sadece Cuma günleri nafile oruç tutmak tenzihen mekruh görülmüştür.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Kimse Cuma günü oruç tutmasın. Ancak bir gün

önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde Cuma günü de oruç tutabilir”

buyurmuştur (Ebû Davud, Savm, 50). Buna göre, Cuma günü kazaya kalan veya

adak gibi vacip bir oruç tutmakta sakınca bulunmamaktadır. Cuma günü nafile oruç

tutmak isteyenlerin, bir gün önce veya sonrasında da oruç tutması uygun olur.

10. Üç Aylar Diye Adlandırılan (Recep, Saban, Ramazan) Aylarının

Aralıksız Olarak Oruçla Geçirilmesinin Bir Sakıncası Var mıdır?

Halk arasında bilindiği şekilde üç aylar orucu olmayıp ancak Recep ve Saban

aylarında; Hz. Peygamber'in diğer aylara oranla daha fazla nafile olarak oruç tuttuğu

hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52, 53; Müslim, Sıyâm, 175, 179).

Ramazan ayında oruç tutmak ise farzdır. Bunun dışında Pazartesi, Perşembe günleri

ile Hicrî ayların 13, 14 ve 15'i gibi belirli günlerinde nafile oruç tuttuğu bilinmektedir

(Tirmizî, Savm, 44; Ebû Dâvûd, 68). Ancak Recep ve Saban aylarında Hz.

Peygamber’in aralıksız oruç tuttuğuna dair sahih kaynaklarda herhangi bir rivayet

bulunmamaktadır.

11. Kaza Oruçlarının Aralıksız Olarak Tutulması Sart mıdır?

Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve başlanıp da bozulan oruçların kaza

edilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, " içinizden hasta olan veya yolculukta bulunan,

tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar." buyrulmaktadır (Bakara, 2/184).

Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar oruç tutulması mekruh olan günler dışında, peşi

peşine veya ayrı günlerde tutulabilir. Ancak bu oruçların, bir an önce tutulması uygun

olur.

 

12. Bozulan Nafile Orucun Kaza Edilmesi Gerekir mi?

Nafile oruç, Ramazan ayının dışında tutulan oruçtur. Nafile de olsa, başlanan

bir ibadetin tamamlanması gerekir. Bu nedenle diğer nafile ibadetlerde olduğu gibi,

bozulan nafile orucun da, kaza edilmesi gerekir.

Kaza orucu tutmakta olan kişinin de bu orucu bozması durumunda yine kaza

gerekli olup kefaret gerekmez.

13. Sevval Orucunun Hükmü Nedir?

Ramazan ayından sonra sevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından

altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur” (Müslim, Sıyam,

24; Tirmizî, Savm, 53) buyurarak Sevval ayında altı gün oruç tutmaya teşvik etmiştir.

Bu oruç art arda tutulabileceği gibi, ara verilerek de tutulabilir.

14. Asûre Orucunun Hükmü Nedir?

Muharrem ayının onuncu gününe, asûre günü denmektedir. Rasûlullah

(s.a.v.), “Asûre günü orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını umarım”

buyurarak (Tirmizî, Savm, 47), bu günde oruç tutmayı tavsiye etmiştir.

Hz. Peygamber döneminde Yahûdîler sadece Muharrem ayının 10. gününde

oruç tuttuklarından, onların davranışlarına benzememesi için öncesine veya sonuna

bir gün ilave edilerek tutulması uygundur.

15. Ramazanı Karşılamak ve Uğurlamak için Oruç Tutmanın Hükmü

Nedir?

Ramazanı karşılamak veya uğurlamak amacıyla oruç tutmanın dinî bir

dayanağı yoktur. Ancak Hz. Peygamber Saban ayında çokça ve Şevval ayında 6 gün

oruç tutmuştur. Ramazan ayı girmediği halde, Ramazanın gelmiş olabileceği

düşüncesiyle ihtiyaten Ramazandan bir veya iki gün önce oruç tutmak ise mekruhtur.

Ancak, belirli günlerde oruç tutmayı âdet haline getiren kişilerin, oruç tuttuğu

günlerin bu günlere denk gelmesi halinde oruç tutmasında sakınca yoktur. Nitekim

Hz. Peygamber (s.a.v.), “Ramazanı bir veya iki gün önce oruçla karşılamayın. Eğer bir

kimse adeti oldugu için bu günleri oruçla geçiriyorsa tutsun” buyurmuştur (Buharî,

Savm: 14; Müslim, Sıyam: 21).

16. Mesleği Geregi Sürekli Olarak Yolculuk Yapan Kişi Oruç ibadetini

Nasıl Yerine Getirebilir?

İslam dini Ramazan ayında oruç tutamayan hasta ve yolcuların sonradan kaza

etmelerini emreder. Mazeret devam ettiği sürece ruhsat da devam eder. Sürekli

mazereti bulunan kişiler, mazeretleri ortadan kalkınca, zamanında tutamadıkları

Ramazan oruçlarını kaza ederler. Kur'an-ı Kerim'de; "… Kim de hasta veya yolcu

olursa, (oruç) tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun." buyrulmaktadır

(Bakara, 2/185). Devamlı olarak uzun yola giden kaptan ve sürücüler de yolcu

hükmündedir. Su kadar var ki, yolculuğu esnasında bir sıkıntı çekmeyenlerin oruç

tutması daha faziletlidir.

 

17. Oruçlu ken Boy Abdesti Almak/ Banyo Yapmak Orucu Bozar mı?

Agız veya burundan su yutulmadıkça yıkanmakla veya gusül abdesti almakla

oruç bozulmaz. Nitekim Hz. Aişe ile Ümmü Seleme validelerimiz Peygamberimiz

(s.a.v.)'in Ramazanda imsak tan sonra boy abdesti almış olduğunu haber vermişlerdir.

(Buhârî, Savm, 25).

Buna göre geceden cünüp olarak imsak vaktine girmek oruca zarar vermediği

gibi, oruçlu iken boy abdesti almak da orucu bozmaz.

18. İhtilam Olmak, Cünüp Olarak Sabahlamak Oruca Zarar Verir mi?

Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi, gusletmeyi geciktirerek

cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, zorunlu bir durum

olmadıkça, hemen boy abdesti alınmalıdır.

19. Cünüp iken Sahur Yemeği Yenebilir mi, Oruca Niyet Edilebilir mi?

Cünüp olan kimsenin elini, ağzını yıkamadan yiyip içmesi uygun görülmemiştir.

Ancak elini, ağzını yıkadıktan sonra, boy abdesti almadan sahur yemeği yemesinde

bir sakınca yoktur.

III. ORUCU BOZAN-BOZMAYAN ŞEYLER

A. BAZI GENEL BİLGiLER

Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi ilişki orucu bozar. Orucu bozan şeylerin bir

kısmı sadece kazayı gerektirirken, diğer bir kısmı hem kaza, hem de kefareti

gerektirir. Simdi konu ile ilgili bazı alt baslıklarla ilgili meselelere değinelim:

1. Hangi Seyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir?

Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaslılık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak

bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek;

beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan

tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını

gerektirir.

Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza

edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup ayrıca

bundan dolayı tövbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için

bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun

yerini tutamaz.

2. Oruç Kefareti Ne Demektir Ve Nasıl Ödenir?

Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması durumunda hem kefaret,

hem de bozulan orucun kaza edilmesi gerekir.

Oruç kefareti iki kameri ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna

gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur.

Adet halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu

durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam ederek 60 günü

tamamlarlar.

 

Şafii mezhebine göre mazeretsiz olarak ramazan orucunun yeme-içme ile

bozulması durumunda kefaret değil sadece kaza gerekir.

3. Unutarak Yemek, içmek Orucu Bozar mı?

Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, "Bir kimse

oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu,

Allah yedirmiş, içirmiştir." buyurmustur (Buhari, Savm, 26; Müslim, Sıyâm, 17).

Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını

yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra yeme-içmeye

devam eden kisinin orucu bozulur.

4. Diş Fırçalamak Orucu Bozar mı?

Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun

boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak,

dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.

5. Kusmakla Oruç Bozulur mu?

Kendiliğinden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kişinin kendi isteği ve

müdahalesiyle meydana gelen kusma, “agız dolusu” olması halinde, orucu bozar.

B. SAĞLIK PROBLEMLERİ VE ORUÇ

Tıbbın gelişmesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi yöntemleri

ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı ise bozmamaktadır. Bu

yöntemlerle ilgili belli baslı sorular ve cevapları şöyledir:

1. Astım Hastalarının Oksijen Spreyi Kullanmaları Orucu Bozar mı?

Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az

bir miktar ağza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları

cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye

ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile

kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Halbuki oruçlu, abdest

alırken ağzına verdigi sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması halinde orucun

bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı

vardır. Hz. Peygamber'in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer

almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diger taraftan, "kesin olarak

bilinen, süphe ile bozulmaz" kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda

şüphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz.

Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza

püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.

2. Göz Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?

Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar

olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün

kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren

kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın

 

yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali

bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz

damlası orucu bozmaz.

3. Burun Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?

Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3 tür.

Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise

mideye ulaşmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte ağza su vermede olduğu gibi af

kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz.

4. Kalp Hastalarının Dilaltı Hapı Kullanması Orucu Bozar mı?

Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu

tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç agız içinde

emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı kullanmak

orucu bozmaz.

5. Her Gün Hap Kullanmak Zorunda Olan Hastaların Oruç Tutmaları

Gerekir mi?

Hastalık, Ramazan'da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin

oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya

tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. yi olunca da yalnız yediği günler sayısınca

kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerimede "Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa

tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar" buyrulmuştur (Bakara, 2/184).

Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir fidye verirler.

Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse

gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır.

6. Endoskopi, Kolonoskopi Yaptırmak, Makat Veya Ferçten Ultrason

Çektirmek Orucu Bozar mı?

Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide,

agız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra

çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini

görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara

cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen

daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla

cihaz içinden su verilmektedir.

Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten ultrason

çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla cihaz içinden su

verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu islemlerde cihazların kullanımı sırasında

sindirim sistemine su, yag ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi

durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason

çektirmek orucu bozmaz.

7. İdrar Kanalının Görüntülenmesi, Kanala İlaç Akıtılması Orucu

Bozar mı?

İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz.

10

8. Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır.

Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı

da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı

vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek

suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir.

Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.

9. Kulak Damlası Kullanmak Ve Kulak Yıkattırmak Orucu Bozar mı?

Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu

kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç

veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulağa

damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da

çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar oruçta affedilmiştir. Ancak

kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması

mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması halinde oruç

bozulur.

10. Fitil Kullanmak, Lavman Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar sindirim sistemine dahil

olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği

bulunmadığı için orucu bozmaz. Aynı şekilde kadınların da tedavi amaçlı

vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.

Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın

bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara

verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta

kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra

bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte

bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da, çok az

olduğu için oruç bozulmaz.

11. İğne Yaptırmak, Hastaya Serum Ve Kan Vermek Orucu Bozar mı?

İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir.

Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi

amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar,

yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya

keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı

hükme tabidir.

12. Diyaliz Uygulaması Orucu Bozar mı?

Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz

olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon

aracılığı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden

arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut

dışında bir makine yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir. Kan bir iğne

aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinesi, diyalizör denen bir

filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen

temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen,

11

gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi

verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde

ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur.

13. Anjiyo Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon, teşhise veya

tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının

görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve

kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde

edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar

hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler

edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir.

Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar

açılması için yapılır. Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti

operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz.

14. Biyopsi Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi),

orucu bozmaz.

15. Kan Aldırmak Orucu Bozar mı?

Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve oruçlu

bulunduğu sırada kan aldırmıştır ( Buharî, Tıb,11, Sayd, 11, Savm, 22). Ayrıca Hz.

Peygamber :"Üç şey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak.''

(Tirmizi, Savm, 24 ) buyurmustur.

16. Oruçlu Kimse Akupunktur Yaptırabilir mi?

Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları

tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması halinde, vücudun beslenmesi, gıda

alması söz konusu olmadığından, akupunktur yaptırmak orucu bozmaz.

17. Merhem Ve İlaçlı Bant Kullanmak Orucu Bozar mı?

Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda

sürülen yag, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu

emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diger taraftan bu yeme içme anlamına da

gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar

orucu bozmaz.

18. Oruçlu Kimsenin Dişlerini Tedavi Ettirmesi Orucu Bozar mı?

Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi

veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan

maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.

19. Susuz Olarak Hap Yutmak Orucu Bozar mı?

Oruçlu bir kimse gıda veya deva (ilaç) cinsinden bir şeyi ister su ile, ister susuz

olarak yer veya içerse orucu bozulur. Şafiî mezhebine göre; kendisine yalnız kaza

gerekir. Hanefi mezhebine göre ise; hem kaza hem de kefaret lazım gelir. Ancak oruç

bozmayı mübah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç almış ise, orucu bozulur

ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez.

C. ÖZEL HALLERİNDE KADINLAR VE ORUÇ

1. Kadınlar Hayız ve Nifas Hallerinde Oruç Tutabilirler mi?

Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz, 1; Müslim,

Hayz, 14, 15). Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Bu konuda

müçtehitler görüş birliği içindedirler.

2. Oruçlu İken Hayız/ Adet Gören Kadın Ne Yapar?

Oruçlu iken hayız olan/âdet gören kadının orucu bozulmuş olduğundan yiyip

içer. Su kadar var ki, böyle bir kadın, yiyip içebileceği gibi ededen oruçlu gibi

davranmaya devam eder.

3. İmsak Vaktinden Sonra Temizlenen” Yani Âdeti Sona Eren Bir

kadın oruç tutabilir mi?

İmsak vaktinden sonra temizlenen” yani âdeti sona eren bir kadın, o gün hiçbir

şey yiyip içmemiş olsa bile, oruç tutmuş sayılmaz.

4. Bayanların Ramazanda Adet Geciktirici İlaç Kullanmaları Caiz

midir? Ayrıca Kullandığı İlaç Sebebiyle Adeti Geciken Bir Bayanın Tuttuğu

Oruçlar Geçerli midir?

Ay hali oruç tutmaya manidir. Bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz. İlaç

sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından tutulan oruç sahihtir.

Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dışarı atıldığından, vücudun

sıhhati bakımından ay halini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.

Bir Hadis

Allah katında en sevgiliniz,ahlâkı güzel olan,halk ile geçinenler ve kendisiyle geçinilen,yumuşak huylu olanlardır.Ve Allâh yanında buğz . . edilenlerinizde, insanla arasında biribirine lâf götürüp getirmekle uğraşan, onların kusurlarını arayarak din kardeşlerinin aralarına tefrika sokanlardır.

Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Hava Durumu
KUTAHYA
E-Devlet